Sayfalar

25 Aralık 2022 Pazar

Emily in Paris


Severek izlediğim, izledikçe içimi açan, renkli, enerjik bir dizi. Netflix’te 3.sezonun geldiğini görünce hemen izledim. Yine çok güzeldi. 
Fransızca çok tatlı bir dil bence. Paris tam da aşıklar şehri. Umarım bir gün gidip güzelce gezer görürüm ben de :)

11 Aralık 2022 Pazar

Nevresim diktim

 
Bugün kendime nevresim takımı diktim. Kumaşları alalı haftalar oluyor, erteleyip duruyordum. Önce teyelledim yamuk olmasın diye. Arada dalgalanmalar olsa da genel olarak temiz bir dikiş oldu. Sonra ilmek açayım dedim yorganı koyduktan sonra kapatmak için ama bir türlü beceremedim. O kadar sıkıştı ki dikişler, iğne yerinden çıktı. Neyse dedim onu da elle yaparım iğneden olmayalım şimdi bi de. Ama bu ilmek nasıl açılıyor anlamadım. Önce sık dikişe alıp sağ tarafı yapıp genişe alıp ortayı yapıp yine sık ile solu yapayım dedim bu hale geldi makine. Yoksa ya çok geniş oluyor ya çok dar. Çözemedim. 

4 Aralık 2022 Pazar

2023’e doğru

 İlk defa bir yılbaşına çam ağacı süsleyerek hazırlanıyorum. Dün ikeadan 100cmlik ağaç ve küçük süsler aldım. Bugün süsledik. Bir de led ışıklandırma siparişi verdim ama daha gelmedi, ışıklarla daha da güzel olacak. Tepesine sirius yıldızı da olsa güzel olurdu ama mağazadakiler hep büyük ağaçlar içindi. Bu küçüğe gitmez. Belki kendim yapmayı denerim. Bu kar tanelerini de kardeşim kağıttan kesip yaptı bu arada. 

Hadi 2023 güldür yüzümüzü. :) 

İkea


 

Yıllar sonra bir ikea gezmesi. Taşınmıyorum, eve bişey almak için de değil, sadece gezmek istedim. İlk defa isveç köftesinden yedim. Yemek kısmı çok basık, kalabalık, karışık. Köfte güzel ama sebzeli köfte daha güzel. Bir sonraki gidişimizde sebzeliden denedik ondan biliyorum. İki hafta önce gitmiştik sanırım ikeaya ya da geçen hafta mıydı? Fotoğraflar o zamandan. Sonra ikinci gidişimiz de dündü. 

Şu ikinci fotoğraftaki hemnes divan'dan istiyorum ama çok pahalı... Her şey gibi.

O kadar sıkıldım ki her şeyden, eskiden olsa yazdıkça yazasım gelirdi. Uzatırdım cümleleri. Şimdi bu kadarı kafi geliyor. Her şey çok pahalı, herkes çok öfkeli ve mutsuz, geleceğe dair umutlanamıyoruz bile, kimsenin bir şeyleri düzeltme çabası da yok... Öyle işte.

27 Kasım 2022 Pazar

Denebunu premium


Yıllar önce, daha yeni mezunken ve işe başlamamışken üye olduğum ama ücretsiz kutumu “evde bulamadık” bahanesiyle dağıtıma bile çıkarmadan iptal eden bir daha da kutu tanımlamayan denebunu’ya, bu ayın başında bir arkadaşımın tavsiyesiyle yeniden baktım. Ona ücretsiz kutular geliyormuş. “Özlem hadi birlikte premium üye olalım mı?” dedi bi anda karar verip premiuma geçtik. İçeriğindeki ürünlerin ederi kutu fiyatından fazlaydı. Kutuya 70₺ ödedik. Bir hafta sonra geldi. 
İçindekiler aşağıdaki fotoğrafta göründüğü gibi, bulaşık  deterjanı, bulyon, şampuan, duş jeli, vitamin, diş macunu ve serum. 


Bu serum yeni çıkmış. Her yerde reklamları var. Watsons’ta indirimli fiyatı 124 liraydı. Diğer ürünleri de kullanıp hepsine yorum yazdım. Ücretsiz kutu da 30 gün içinde tanımlanır yazıyordu ama henüz bir şey yok. Gelirse onu da yazarım. 


Wednesday | 1899 ~Netflix


23 Kasım’da Netflix’te yayına girmiş. Günün top 10 listesinde birinci sırada görünce dün izlemeye başladım. 8 bölüm yayınlanmış. Bugün bitirdim. İzlemeye başladığımdan beri bırakamadım. Biraz harry potter tarzı fantastik bir dizi. Hızlı ilerliyor, 1899 gibi baymıyor. Büyük beklentiyle başladım 1899’a da, Dark’ın yapımcılarından diye ama çok ağır ilerliyor sıkılıyorum devam edemiyorum. Bir süre daha bekleyecek gibi. Arada bir merak ettikçe izlerim belki biter o zaman. 

 


6 Kasım 2022 Pazar

Kelebeğin Rüyası

 

Aslında dram pek sevmem ama Yılmaz Erdoğan'ın filmleri çok acıya boğmuyor, o yüzden onun filmlerini seviyorum. 

Dün akşam instagramda gezinirken bir hikayede bu filmden bir sahneye denk geldim, açtım baktım Netflix'te de varmış. Hemen izlemeye başladım. 

2.Dünya savaşı döneminde Zonguldak'ta kömür madeninde çalışanları konu alıyor daha çok. Tüm erkeklerin, çocuk yaşta olanlar dahil, madende çalışması zorunlu. Çalışmayanlar da havadaki kömür tozu ve kirlilikten verem oluyor. Behçet Necatigil'in iki şair öğrencisi de verem hastası. Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu. M.Tayyip Uslu'nun veremle tanıştığında yazdığı şiir:

KAN 

Önce öksürüverdim
Öksürüverdim hafiften
Derken ağzımdan kan geldi
Bir ikindi üstü durup dururken
Meseleyi o saat anladım
Anladım ama, iş işten geçmiş ola
Şöyle bir etrafıma baktım,
Baktım ki yaşamak güzeldi hâlâ
Mesela gökyüzü
Maviydi alabildiğine
İnsanlar dalıp gitmişti
Kendi âlemine...

Filmi çok beğendim, özellikle gerçek bir öykü olması beni çok etkiledi.

Filmde bir de bir tao hikayesinden bahsediyor, şöyle ki bir adam rüyasında bir kelebek olduğunu görür ve uyandığında kendini rüyada kelebek olarak gören bir insan mı yoksa rüyasında insan olarak gören bir kelebek mi olduğunu düşünür. Kararsız kalır. Filmde Rüştü Onur öldüğünde "Kelebek uyandı mı şimdi?" diye bir replik vardı, böyle düşününce ölüm daha bi kabul edilesi geliyor sanki.

Rüştü Onur 22 yaşında, Muzaffer Tayyip Uslu 24 yaşında veremden hayatlarını kaybetmişler.

26 Ekim 2022 Çarşamba

Truth and Justice


Tam istediğim gibi, bir filmde bir kaç sezonluk dizi izlemişsiniz gibi hissettiren bir film. Dolu dolu, düşündüren, farkındalık veren filmleri seviyorum. Beğendim, tavsiye ederim. 

24 Eylül 2022 Cumartesi

Dünün hatırası

Kader bazen bazı insanları bir şekilde bir araya getiriyor. Bir sürü ortak şey fark ettiriyor. Ortak frekanstayken yolların kesişmesi daha kolay oluyor. 

Bazen çok kolaylıkla olur sandığın şeylerin bir türlü olmaması canını sıkarken, bazen de hiç aklında olmayan yenilikler yaşayabiliyorsun hayatta. Bu da hayatın "sen bakarken soyunamıyorum" demesi işte.

Sevgili blogger komşum sheistheman ile bir instagram konuşmamızın sonunda bir anda buluşma ayarlayıverdik. Kendisi benim blog camiasından yüzyüze görüştüğüm ilk kişi oluyor bu vesileyle. Ortak bir arkadaşımız olduğunu fark etmekle başladı her şey :)) Yakın oturuyor olmamız, hatta onun lisesinde yıllar sonra benim de öğretmenlik yapmış olmam vs Sanki blog dışında da zaten tanışıyormuşuz gibiydi.

Güzel bir akşam oldu, tanıştığıma çok memnun oldum. :) Tekrarlayalım <3 ^.^

17 Eylül 2022 Cumartesi

Ruhsal durum güncellemesi

İşyerinde çalışma yerim değişti, alışmaya çalışıyorum.

Dişim kırıldı, dişçiye gitmeye korkuyorum.

Bir kaç arkadaşa bir şeyleri söz vermiş bulundum, yapmaya üşeniyorum.

Bu hafta sanki özellikle ruhsal olarak zorlayan bir haftaydı, size de öyle oldu mu?

11 Eylül 2022 Pazar

"Acımak" - Reşat Nuri & "Uysal Kız" - Dostoyevski


Acımak

Çok farklı bir yerden başlayan ve beklenmeyecek bir şekle dönüp biten kısa bir kitap. Bitirdiğimde kendimi tutamayıp ağladım, ki pek yaptığım bir şey değildir kitaplardan sonra ağlamak. Çok acıklı geldi sonu, baş karakterin ne hissettiğini çok iyi anladım. Etkileyiciydi. Beğendim.

Uysal Kız

Dostoyevski'nin bir gazete haberinden yola çıkarak yazdığı fantastik öykü. Blogumu eskiden beri takip edenler bilir, bir ara senaryo yazarlığı kursuna gitmiştim. Orda da ödev olarak gazete haberi seçip ordan bir hikaye uydurmamız isteniyordu. Bunu yapıp kitap haline getirmiş Dostoyevski. Güzel olmuş, hemen okunup bitiyor. Kıymet bilmeyen kibirli bir adamla uysal bir kızın öyküsü...

Aşıklar Bayramı filmi

Geçen haftasonu izlemiştim ama yazmaya anca fırsat bulabiliyorum. Yayınlanma tarihini unutmuştum normalde, öylesine bi netflixe bakarken önüme çıktı izlemeye başladım. 

Kitabını okumamıştım, fragmanını izlemiştim. Öyle illa izlenmesi gereken süper bir film diyemeyeceğim. Havada kalan bir sürü şey vardı. Sadece bir yolculuk konu alınmıştı. Beni tatmin etmedi. Sırf Kıvanç Tatlıtuğ'u izlemek için izleyenler olabilir, konu itibariyle bir şey katmıyor bence. 

25 yıl sonra çocuğunu ziyarete gelen ve onda bile sadece geceyi geçirmek ve sabah olunca gitmek üzere gelmiş olan bir adam var. Doğal olarak oğlu da buna sitem ediyor, yıllarca merak etmemiş adam bir anda ortaya çıkıyor onda bile özlem gidermeden görüp gitmeye kalkıyor. Ne amaçla gelmiş anlamadım helallik falan da istemedi yani adam çok tuhaftı. Çok sinir bozucu bir babaydı. Oğlunun içine sinmiyor onu Kars'a kendisi götürüyor, yol boyunca bir şeyleri konuşup çözüme ulaştırmak istiyor ama babadan istediği karşılığı alamıyor vs. Bu sırada ona ulaşmaya çalışan bir kız arkadaşı vardı hiç telefonunu açmadı ne alaka vardı filmde anlamadım. Bir sürü soru kaldı havada çok düz ilerledi her şey. İkinci film mi yapacaklar yoksa böyle kalacak mı bilmiyorum. Ama genel olarak ben beklediğimi bulamadım, daha doyurucu, dolu bir film beklerdim. 

İlk "Kurşun döktürme" deneyimim

Hayatımda ilk defa kurşun döktürdüm. Bunun için aileden el almış birini bulmak gerekiyor. İnternetten vs araştırılıp bulunacak bir şey pek değil, zor yani. Ama bir arkadaşım instagramda keşfetine düşen bir gönderiden bulmuş, güvenilir gelmiş. Gidelim dedi tamam dedim. Kadın dua ile yapıyormuş o da güven vermiş ona. Annesinden el almış, ailesinde varmış.

Randevu aldık cumartesi gününe ve dün gittik. Önce arkadaşa yaptırdım sana bişey olmazsa ben de yaptırırım diyerek, kadın güldü tövbe estağfirullah çekerek :))

Arkadaşım odanın ortasında bir tabureye oturdu, üzerine bir örtü örttü. Kadın ilk kurşunu eritip onun tepesinde su dolu bir kaba döktü. Çok güçlü bir ses çıktı, patlama çatırdama karışık. Psikolojik mi bilmiyorum ama içimin sıkıştığını hissettim, arkadaşın da yüzü kızarmış ağlayacak gibiydi örtüyü açtığında. Nefesi sıkışmış öyle dedi. Aynı kurşunu eritip bu sefer de karın bölgesine denk gelecek şekilde döktü, bu sefer rahatlamış hissettik. 

Kurşun döküldüğünde enerji alanımızdaki lekeler, negatif enerjiler (nazar, büyü vs) o kurşunun su ile birleştiğinde ortaya çıkardığı manyetizma ile çekilip enerji alanımız temizleniyormuş. Ayrıca yapıldığı yerde de negatif enerjiler varsa onları da temizliyormuş. Ondan sebep başkasına yapılırken ben de etkilendim diye düşünüyorum. 

Üçüncü defa kurşunu eritip bu sefer de ayaklarının üzerine denk gelecek şekilde döktü. Ve bitirdi.

Yorum yapmıyor ama bir şey dikkatini çektiyse söylüyordu. Mesela arkadaşıma karnında sorun olup olmadığını sordu, fıtık varmış. Ayaklarına yaptıktan sonra gezip tozmalarına çok laf edildiğini onun dedikodusunun yapıldığını söyledi mesela.

Sıra bana geldi, oturdum tabureye. Üstüme örtü örtüldü, kurşun eridi ve yavaş yavaş bana doğru getirmeye başlayınca acaba üstüme dökülür mü diye bir korku sardı içimi. Neyse ki bir sıkıntı çıkmadı. Ama kurşun suya düşünce öyle bir patladı ki kağıt gibi inceldi. Kadın "yaprak gibisin neye korktun bu kadar" dedi. Kurşun üstüme dökülecek mi diye korktum diyemedim :D Ama zaten onun dediği daha genel bir korkuydu sanırım. Düşündüm, bir şey bulamadım. "Korku değil de üzüntüdendir o" dedim. Çok zor bir sene geçirdiğimi söyledim. Hiçbir şey için üzülmeye değmez kendine çok yüklenmişsin vs biraz konuştu. Sonra kurşun yeniden eridi, karın kısmıma yaptı, tekrar eritip ayak kısmıma yaptı ama onlarda bir yorum yapmadı. Benim sıkıntı kafa kısmında anlaşılan, kafaya takmada :) Zihnimi rahatlatsam yeter gibi.

Zaten sanırım taç çakramda tıkanıklık olabilir, numerolojiden ücretsiz birine baktırdığımda öyle bir şey çıkmıştı. Taç ve kök çakra tıkalıymış. Giriş çıkış kapalı gibi bir şey oluyor bu sanırım. Enerji içeride sıkışmış kalmış gibi anlıyorum ama çok da bilmiyorum.

Senası bitirdikten sonra ikimize de ayrı ayrı dua okudu. Elini başımıza koydu, alnımıza koydu bişeyler okudu üfledi ve bitirdi. Kurşun döktüğü suyu da her birimizinkini ayrı pet şişelere koyarak bize verdi. Duş aldıktan sonra duştan çıkmadan önce bu suyu şifa olmasına niyet ederek üstünüze dökün dedi.

Oradan çıktığımızda hafif başımız dönüyordu. Bir yere geçip kahve içtik ve durum değerlendirmesi yaptık. Ama ikimiz de mayışığız yastık verseler orada uyuyacağız neredeyse. Bir süre sonra canlanmaya başladık. Enerjimizin hafiflediğini, kendimizi tüy gibi hafiflemiş ve rahat hissettiğimizi fark ettik. 

Çok güzel bir histi o. Önüme umutla bakabildiğimi fark ettim. Bir süredir her şeyi o kadar boş vermiş ve oluruna bırakmıştım ki kendimi ihmal etmeye başlamıştım, kendim için bir şeyler yapma isteği doğdu. 

Gece uyuduğumda da güzel rüyalar gördüm. Rüyalarım bile umut vericiydi.

Planlı olmamasına rağmen kurşun döktürmeyi tam da dolunay gününe denk getirmişiz. Normalde dolunaylarda çok huzursuz olurum ama bu sefer kolay geçti, uyuyamazdım ama uyudum.

Kurşun döktürmenin bana iyi geldiğini düşünüyorum.

Arkadaşım akşam mesaj atıp kendisini çok iyi hissettiğini ve tekrar gidebileceğini söyledi. Eğer istersek üçleyebiliyormuşuz. Belki gideriz ben henüz karar vermedim. Aslında başka birilerini de bulmak istiyorum, başkasından da deneyimlemek istiyorum ama kimse yok bildiğim. Sizin varsa tavsiye edeceğiniz birileri, yazarsanız sevinirim. 

Bu arada, salı günü yani 13 Eylül 2022 hacamat için altın günmüş. Her sene bir gün altın gün oluyormuş, bu sene salı günüymüş. Ona da annemle randevu aldık. Yaptırmayı düşünen varsa kaçırmasın derim. 

Hacamat da nazar, büyü, kötü enerjileri alan çok etkili bir yöntem. Ruhsal sağlığa, bedensel sağlığa çok iyi geliyor. Ama bazı şartları var, mesela adetliyken yapılmıyor, öncesinde hayvansal gıda yememek gerekiyor. Yaptırdıktan sonra da hayvansal gıda tüketmemek lazım 24 saat kadar. 

Sırada aile dizimi var deneyimlemek istediğim. Skype üzerinden yapan birini buldum ama ben daha çok yüzyüze istiyorum. Bulamadım daha.

İnstagramda kurşun dökmeyi de online yapan sayfalara denk geldim, saçma geldi. Uzaktan olmaz herhalde ya. Baya baya fal bakıyorlar. Döktürmek isteyen kişinin adına döküp sonra da kurşunun aldığı şekle göre yorum yapıyorlar. Nazarı çeker alır mı bilmiyorum gidip yaptırmak daha etkilidir bence.

30 Ağustos 2022 Salı

“Joker” filmi


Bugün Joker’i izledim fena değildi ama amacını pek anlamadım. Ne anlatmaya çalışılmış? Mesaj ne? İzleyip çok beğenmiş olanlar varsa beni aydınlatabilir mi?

Çocukluğu ağır travmalarla geçmiş bir adamın akıl sağlığını kaybetmiş olması, duygu durumunu ifade edemeyince kahkaha krizine giriyor olması içindeki acının büyüklüğünün kahkahayla dengelenmeye çalışması aslında. Tamam ama mesaj ne? Benim beklentim biraz fazlaydı sanırım filmden.

Genelde öyledir ya zaten, en çok gülenler en çok yaralı olanlar olur derler. Acıyı bastırmak için ya ağlarsın ya da gülersin bi tepki vermek gerekiyor dışarı atabilmek için o yoğun duyguyu. Ağlamak daha fazla acınmayı, küçümsenmeyi, güçsüz görülmeyi getirdiği için kahkahayla, gülerek ayaktayım ve keyfim yerinde imajını vererek dışa atmak en azından savunmasız hissettirmiyor kişiyi.

Film sokakların çöplerle dolu olması, hastalıkların ve farelerin artmasıyla alakalı haberlerle başlıyor. İnsanların artık delirmeye başladığı söyleniyor. Joker de doğduğundan beri gün yüzü görmemiş bir karakter olduğu için delirmenin hakkını en iyi verenlerden. İşlediği bir iki suç da onu kahraman yapıyor çünkü herkes artık delirmiş malum. Zenginlere düşman olunmuş.

Sahneler güzeldi, sonda oluşan karakter, tv show’daki kendinden emin hali güzeldi. Ama bana yeni ufuklar açan, bir şey katan filmleri daha çok seviyorum sanırım. 

Psikolojik gerilim filmleri bu düşüncede bırakıyor beni bitirdiğimde: “Ne kattı şimdi bu film bana?”. Split filminde de öyle olmuştu. O da psikolojik korku türünde bir film. Geriliyorsun, şaşırıyorsun, ne fena şey akıl sağlığı ne önemli vs diyorsun ve gerildiğinde kalıyorsun. 

Bir süre psikolojik film izlemeyeyim ben en iyisi :) 

17 Ağustos 2022 Çarşamba

Film tavsiye: Koç Carter


Hırslandıran, harekete geçme hevesi veren çok beğendiğim bir film. Disiplinle, istikrarla bir çok şeyin aşılabileceğini anlatıyor...

22 Haziran 2022 Çarşamba

Doğum günüm bugün

Selam. Ocak’tan beri yazmamışım. Bugün doğum günümdü. Doğum günlerim genelde hüzünlü geçer, bu sefer mutlu geçti şükür. Bu senem komple hüzünlü geçtiği için de olabilir. Allah bari bugün yüzü gülsün dedi herhalde. 

Yeni yaşıma hevesle girdim. Umutla girdim.

Hem sıradan bir gün gibi hem de mutlu olmayı kovalayarak geçirdim. Pasta üfleyeceğim dedim, şunu bunu istiyorum dedim. Yaptım. Çok riske atmadım yani, kontrol bendeydi genelde.

Ama bir durum var ki beni hem çok şaşırttı hem de çok sevindirdi. Mesainin ilk saatlerinde servis arkadaşım aradı bugün serviste yoktun yerinde misin diye aradım dedi, bir emanet var da onu göndericem dedi. Bugün servise binmemiştim. Yerimdeyim dedim tamam dedi. Bir süre sonra bir kız elinde bir kutuyla geldi. Hiç açmadan koydum dolaba, iş çıkışında o arayan arkadaşa vericem sanıyorum. Aradım aldığımı söyledim. O senin dedi. Selamlaşırız ama çok samimi değiliz, “benim mi? Bana mı aldın?” diye bi şaşırdım. “Yok ben değil, she is the man gönderdi” dedi. Ben şok :) “Nasıl yani? Sen nerden biliyorsun? Nerden tanıyorsun?” falan ne soracağımı şaşırarak bi ton şey sordum. “Sen kimsin biz seninle nerden tanışıyorduk” diyesim geldi. Bi an oturtamadım kafamda. Meğersem onunla okuldan arkadaşmışlar, canım sheistheman bana kutu hazırlayıp arkadaştan rica etmiş bana vermesi için :’) Ben sürpriz diye buna derim:) Günün bombası oldu. Seramik bardaklarında gözüm vardı, bir tane de ondan yollamış canım benim. İş arkadaşlarım da bayıldı. Tekrar teşekkür ederim canım.

Bloggerlığa ara ara mola veriyor olsam da burası ve buradaki arkadaşlıklarım başka. Burayı ve buradaki herkesi gerçekten seviyorum. 

Yazmaya ara verdiğimin de farkındayım, çok boşladım ve huzursuzum. İçimi dökmem, yazmam lazım benim. 

Bu yazıyı girmeden önce, önceki yazılarıma göz gezdirdim. Acaba kitap çıkarsam okunur muydum diye bi düşündüm. Bazen çok iyi konulara değinmişim ama uzatmamışım. Uzun uzadıya yazsam güzel kitap olur okutur kendini aslında diye düşündüm. 

Kısmet. 

36 oldum bugün. Yeni yaşım eskisini aratmasın inşallah. 35 zordu. Komple, baştan sona zordu. Bir çok alandan zorlandım. Aile arkadaş iş aşk. Sürekli bir kafa karışıklığı. Neyse geçti gitti.

Daha çooook yeni yaş yazıları paylaşacağım burada inşallah. Şimdilik gidiyorum. Görüşmek üzere :)

8 Ocak 2022 Cumartesi

Zümrüdü Anka gibi küllerinden yeniden doğmak

Söylerken ne kadar kolay, yaşarken ne kadar zor. Üstelik seninle aynı yarayı almayanlar asla seni anlayamıyorsa. "Vay be bunun da üstesinden geldi/m" ama bir sor nasıl geldi/m.

İnsan insanı en çok yarasından tanır, ama kendi yarasından diyordu Kemal Sayar, "Yavaşla" adlı kitabında.

Güçlü insanları seviyorum, güçlü kadınları özellikle. Ama güç derken başkasını ezmek, hükmetmek, manipüle etmek anlamında değil. Hem düzgün bir insan olmaya devam edip hem de örnek davranışlar sergileyebilen insanlar güçlüdür bence. Her şeye rağmen, ikiyüzlülere, arkadan iş çevirenlere, aldatanlara, canını acıtanlara, terk edenlere, hayatın tüm karanlık yanlarına rağmen kendin olmaktan, doğru olmaktan vaz geçmeyip dimdik ayakta durup doğru olanı yapmaktan vazgeçmeyen güçlü insanlar... Kendi çıkarına göre değişmeyen, başkasına zarar vermeyi aklının ucundan bile geçirmeyen, merhametli ama yeri gelince de gücünü ortaya koyan, soğukkanlı, mantıklı, iyi kalpli(ama aptal değil) ve güçlü insanlar...

4 Ocak 2022 Salı

The Words (Film)

İnstagram reels videolarda belki siz de benim gibi sıklıkla denk geldiyseniz şu bakışları hatırlarsınız: 

Bu sahnenin bu filmden olduğunu öğrendim dün karşıma çıkan bir twitte. Ve merak edip izlemeye başladım. 

Filmin adı The Words. Türkçesi “Kelimeler” aslında ama filmin adını “Çalıntı Hayat” olarak değiştirmişler. 

Ana karakter kitapları bir türlü basılmayan bir yazar, beklenmedik bir durumla birden popülerleşiyor ama anlattığı hikaye başkasının hayatından çalıntı. Bu kadarını söyleyip daha fazla spoiler vermeyeyim. 

Filmin içinde acı var, pişmanlık, özlem, vicdan… Zaten türü de romantik/dram. Ama öyle ağlatan, çok acıtan cinsten değil. Konusunu, gidişatı beğendim. 

Sadece sonu beni çok tatmin etmedi, sanki biraz daha net olabilirdi.

Oyuncular çok güzel. Ben Barnes çok yakışıklı, Bradley Cooper da öyle. Zor Saldana ve Nora Arnezeder çok güzeller. Sırf gözünüz bayram etsin diye bile izlenir :) Ama film konusu da çok başarılı bence, izlenmeli.

Şu sahne beni çok etkiledi özellikle:


3 Ocak 2022 Pazartesi

İzledim Beğendim (1 Film & 3 Dizi & 1 Tv Programı)

Don't look up Dünya'ya çarpmaya gelen bir kuyruklu yıldızın fark edilmesiyle süregelen olayları anlatan bir film. Çok sürükleyici diyemem ama izletiyor kendini. Alışılmışın dışında bir sonu var.

Kulüp, çok sıcak bir yapım çok samimi geldi. Gurur duydum Türk bir yapımını Netflix'te izlerken. Baya beğendim, ülkemizdeki azınlıkların varlığını daha iyi fark ettirdi. Yeni bölümler için sabırsızlanıyorum. 

Tatlı bir dizi, enteresan deneyler dönüyor :) Yeni bölümleri bekliyorum yine.

Böyle bu tarz bir dizi/film izlediğimi hatırlamıyorum. Konusu çok enteresan bana göre. Dünyanın ısısı birden düşmeye başlıyor ve upuzun bir tren yapıp yıllarca dünyayı turlayarak trenin içinde yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyor insanlar. Yeni sezonda neler olacak merak ediyorum. 

Çok sevimli kore yapımı bir program. Katılımcılar survivordaki gibi ıssız bir adaya bırakılıyor ve birbirleriyle flört edip çift olmaya çalışıyorlar çünkü tek kalanlar cehennem adı verilen bu adada kalırken çift olabilenler cennet adı verilen yere gidip istedikleri gibi yiyip içip birbirlerine yaşlarını, ne iş yaptıklarını vs sorabiliyorlar, normalde yasak. Ama ertesi gün cehenneme geri dönüyorlar. Her hafta yeni bölüm geliyor.