Sayfalar

9 Ekim 2026 Cuma

Belgrad’dan Merhaba!

 

Zdravo svima!

Sabah 9:30 gibi evden çıktım havaalanına doğru, 10 çeyrek gibi de havaalanındayım sanırım. Uçağım 12:50deydi, giriş 12:05te başlıyordu.

Babamdan ek kart çıkarttık bana, fast track ve lounge deneyeceğim için çok heyecanlıydım. 

Bu sefer ama kiosktan biletimi yazdıramadım, acaba 2 saatten fazla mı vardı uçuşa ondan mıydı. Fast track yerini buldum girdim meğer iç hatlarmış orası. Benimki iç hatlarda geçerli değilmiş dış hatlarda geçerliymiş. Ben zaten dış hattım dedim yerini sordum indim diğer tarafa geçtim. Bir tek ben vardım çalışanlar canı sıkılmış halde oturuyordu beni görünce gülümsemeler selam vermeler kapıları açmalar falan ayyyy çok özel hissettim kendimi. Önce bankadan aldığım kodu verdim girişe, sonra pasaport kontrolüne geçtim sadece bir kişi görevliydi ve tek ben vardım. Aldı pasaportu, Biniş kartımın qr kodunu gösterdim, kameradan baktı bastı damgayı. İlerledim xraye doğru. Yine bir tek ben varım. Çantamı gözlüğümü telefonumu falan koydum her şeyi acele etmeden kutuya, geçtim, öttü sonra kadın üstümü şöyle bi öylesine aradı hep ötüyo bu da gibi bişey dedi eşyalarımı alıp çıktım. Üst kattaki yemek bölümüne çıkmış oldum direkt ordan çıkınca. Lounge kısmını ara ara bulamadım. Fasttracktekiler de uzaktan beni süzüyor napıyorum diye, utancımdan dönüp tekrar onlara soramadım. Başka birine sordum orada yemek yerlerinden birinde çalışan, bu katta değil aşağıda ama tam yerini bilmiyorum dedi. Aşağı indim görevliye sordum düz git sol - sol yap dedi, aslında normal 200 ve 500lü kapılara gidiş yolundaymış. Baya dolaşmış oldum ama buldum. Kartımı gösterdim geçiyor mu dedim evet dediler 1000₺ çekiliyor ama geri yükleniyor bilginiz olsun dediler içeri girdim. Kahvaltı tabağımı açık büfeden doldurup yanına da latte alıp cam kenarında bir masaya oturdum. Offff harika bir duyguydu zengin bir iş kadınıymışım gibi hissettim. Kahvaltım bitti wcye gittim geldim masamdaki boşları almışlardı Türk kahvesi alıp oturmaya devam ettim. Bu sırada da kapım açılmış insanlar uçağa gitmeye başlamıştı ama benim kalkasım yoktu. Neyse son bir bardak su içip çıktım ordan. Kapım çok yakındaydı zaten. Kısa bir kuyruk vardı hemen sıra geldi, qr kodu okutturdum pasaportumu inceledi geçtim. Hani demiştim ya iki kızın arasındayımdır inş diye, bir dua bu kadar mı ters tutar. İki genç erkeğin ortasına vermişler ikisi de 20lerinde. Ama bir birleriyle konuşuyorlardı. Arkadaş mısınız dedim oturmadan önce, çocuk hemen anladı ben geçeyim ortaya dedi sağolsun. Ben koridor tarafına oturdum. Diğer yanımda koridor tarafındaki koltukta ise diğer arkadaşı varmış. Bunlar 5-6 arkadaş almışlar ama her biri başka koltukta. Biraz sıkıcı bir yolculuk oldu, cam kenarındaki camı kapatıp horlaya horlaya uyudu, yanımdaki öne eğilmiş şekilde oyun oynuyor sanıyordum sürekli etrafa bakıp hareket ettiği için ama telefondan film izliyormuş. Diğer taraftaki çocuk da başını öndeki koltuğa dayayıp uyudu. İki camı da asla göremiyordum. Sıkıldım. 1 buçuk saat sürdü yolculuk. Uçaktan indik havaalanına girmeden durdurup sıraya koydular bizi 3 ayrı sıra, pasaportlarımızı kontrol ettiler tek tek. Bazıları da turizm için mi diye sordu. Benim pasaportu en baştan sayfa sayfa aradı damgayı, en son damga yok mu dedi var ama nerede bilmiyorum dedim en son sayfada çıktı damga. Oflayıp verdi pasaportumu geri. En sona basmak nedir gerçekten ama ya :)))

Bu havalimanı üsküpten daha büyük. Baya yürüdük, aşağı indik. Çıkışta hemen otobüs durağı vardı. Önceden araştırdığım gibi 72 numaraya bindim. İlk gelene sıkıştırdım kendimi bindim biran önce gideyim diye ama keşke bir sonrakini bekleseydim. Çok kalabalıktı. 45 dk sürdü ayakta. Son 2-3 durakta oturabildim sadece. Ücretsiz otobüs bu arada. Son durakta indim. Otobüste yanımda bi çinli kız vardı, Çince mesajlaşıyordu ay nasıl karışık bi dil ya çok merak ediyorum ama aşırı zor görünüyor. 

Baya halkın içinde hissettim kendimi otobüste, sırpça konuşanlar çoktu. Ayrıca diğer milletler ile de baya iç içeydik. 

İndim, haritalar uygulamasından otelimi bulup hangi otobüse bineceğime bakayım dedim bişey çıkmadı. Herkes çıkıyo demişti neden çıkmadı diye uğraşıp vazgeçip yürümeye karar verdim. 20 dk falan yürüdüm yol rahattı. Sonra aklıma geldi de Google haritalardan bakmalıydım hatları görebilmek için. Neyse artık, otelime geldim. 

Otelin yarısı inşaat ahahah ama konumu çok güzel. Odası da fena değil. İçi eski, fiyat performans denebilir yani. Öyle çok aman aman temiz değil ama idare eder. 

Resepsiyonda tax aldı, bookingde bu alınmıyor burada alıyoruz dedi tahmin ediyordum zaten ödedim kartla. Sonra 147nin anahtarını verdi çıktım birinci kata. Oh be varış noktasına gelindi. Bizimkileri aradım görüntülü, biraz ayaklarımı uzattım. Dinlendim.

Yemek yemek için geri çıktım, Chatgptye otelime en yakın yüksek puanlı yer önerisi sordum. Ćevabdžinica Savčić Vračar Савчић dedi gittim sıra vardı. Take away var mı dedim var dedi 5 adet, soğansız, kaymaklı istedim 15dk sonra gelin alın dedi dışarıda bekledim birkaç dk sonra baktım paketler çıkıyor ama beni çağırmıyor ben içeri girip sordum hazırmış insan bi gözüyle işaret falan yapar yaa. İçerisi de küçüktü bu arada. Kartla ödicem dedim 520 köfte 170 kaymak toplam 690 dinar aldı 325₺ yani. Gelirken otelimin yanındaki maxi marketten de su, meyveli içecek ve çikolata aldım ona da 253 ödedim o da 119₺ yapıyor. Odama geldim pijamalarımı giyip yatakta yayılarak yedim. Cevapi çoooookkkkk güzeldi. Üsküptekinden daha güzeldi. Bayıldımmmm. 

Bir şey farkettim, çok fazla Çin turist var buraya gelen. 

Şimdilik bu kadar, herhalde artık dışarı çıkmam. Erkenden uyur dinlenirim. Yarın görüşürüzzzzz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder