12 Nisan 2018 Perşembe
Mutluluğu bir şeylere bağlamak çok kolay
Okul bitince mutlu olacağım.
İş bulunca mutlu olacağım.
Evlenince mutlu olacağım.
Taşınınca mutlu olacağım.
Bunu alırsam mutlu olacağım.
Oraya gidersem mutlu olacağım.
Çocuğum olursa mutlu olacağım.
Araba alınca mutlu olacağım.
Kazanırsam mutlu olacağım.
...
Neden sürekli erteliyoruz ki?
Mutluluk için sebep aramamalı insan. Hayattan devamlı hizmet ya da hediye beklememeli. Olan her şeyin sorumluluğunu üzerine almalı. Nahoş olayların müsebbibi olacak bir günah keçisi aramamalı. Sahip olduğu şeylerle mutlu olmayı bilmeli.
Her ne olursa olsun sen mutluysan da mutsuzsan da bu senin içinde oluşturduğun bir şey.
Ömer Hayyam'ın da dediği gibi, "Cennet de cehennem de senin içinde".
Yukarıda saydığım cümleleri uzatabiliriz. Hepsinin ortak noktası, o şeye ulaştığımızda mutlu oluyoruz ama bir süre sonra (bu süre genelde beklenenden çok daha kısa oluyor) yeterli gelmemeye başlıyor.
Mutluluğu bir şeylere bağlamak, durup dururken, moral bozucu onca şey varken mutlu hissetmeye çalışmaktan daha kolay. Değil mi? O şey olunca nasılsa bonusuyla(mutlulukla) gelecek...
Aslında daha kolay değil. Bize kolay geliyor. Bir sebebe ihtiyaç duymadan da o enerjiyi içinde muhafaza edebildiğini görünce ne kadar özgür olduğunu, yaşadığın mutluluğun ne kadar gerçek olduğunu göreceksin.
Uzman Klinik Psikolog Özlem Kutlu
😁
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Çok güzel yazmışsınız. Mutluluk saniyelik ya da taş çatlasın dakikalık; mutsuzluk ise günlük, haftalık, hatta ömürlük oldu hayatımızda. Hep önümüzdeki engel kalktığında mutlu olacağımızı düşünüyoruz, ama ona ulaştığımızda mutluluğumuz da çok kısa sürüyor. Yoksa çok mu doyumsuzuz?…
YanıtlaSilMutsuz olmak hep daha kolay geliyor. Bekliyoruz ki biri kolumuzdan tutup bizi mutluluğun içine atıversin. Onun dışında biz hep bir şeyleri suçlayıp, somurtup öylece duralım yerimizde. Hep de haklı olacak nedenler buluyoruz isyankar mutsuzluğumuz için, ama bu kimseyi/hiçbir şeyi değiştirmiyor olan yine kendimize oluyor.
SilÇok teşekkür ederim.
Maneviyatı yolda bir yerlerde unutup, maddiyatçı bir toplum olduğumuzdan olsa gerek mutluluğu hep alacağımız bir şeylere bağlıyoruz. Çok güzel bi yazı olmuş. Ellerine sağlık. :)
YanıtlaSilEvet haklısın, teşekkürler :)
Silooooo sevgili psikologumuuuz saooool :)
YanıtlaSilNe demek efendim rica ederim :D
SilBilsek de bir daha yapmayacağız desek de bir şekilde hep erteliyoruz ama yapacaklarımızı...
YanıtlaSilMalesef öyle, ama mutluluk ertelemeye gelmiyor. Tren kaçtı mı kaçıyor. Anı yaşamak lazım.
SilVaybe bir solukta okudum.Artik sizden poetik bir deneme bekliyoruz Ozlem hanim. :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim :))
SilBiz bir şeylerin peşindeyken bizden nelerin gittiğini farketmiyoruz aslında...
YanıtlaSilO yüzden kovalamaktan vaçgeçmemiz lazım :)
SilMutluluk bir sonuç değil bir süreç olmalı ve anda kalmaya devam etmeliyiz bence. Kalemine yüreğine sağlık Özlem. Sibella'ya yaptığın yorumla keşfettim seni. Ben de beklerim :))
YanıtlaSilKatılıyorum :) Teşekkürler, hoşgeldiniz.
Sil