Sayfalar

4 Şubat 2019 Pazartesi

35- Güneşli bir İstanbul



Bugün güneşli ve çok güzel bir hava vardı, şansa ben de en kalın montomu giyip geldim işe :) Öğle tatilinde dışarı çıkınca fark ettim sıcağı.
İlkbahara yaklaşıyoruz...

Haftasonu limon filizim iyice boy atmış. Bildiğim kadarıyla limonun kökü kazık kök dedikleri cinsten. Dik bir şekilde iniyor. O yüzden biraz daha büyüdükten sonra daha derin bir saksıya almam gerekebilir.

Bir de hurma çekirdeği ekmiştim 3 Ocak'ta. Bir ay oldu ama hareket yok. Çıkmayacak galiba.

Bitkilerim


Sizleri balkonumuzdaki bir kaç bitkiyle tanıştırmak istiyorum.
Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz kaktüs, daha önce de bahsettiğim, Muğla'da çöpe atılmış olarak bulup alıp su dolu pet şişeye koyarak İstanbul'a kadar taşıdığım kaktüsüm. Emeğimin karşılığını verdi ve köklendi :)


Geçen baharda A101'den aldığım Peygamber Kılıcı çiçeği, diğer adıyla Paşa Kılıcı.


Bu çiçeği de A101'den almıştım. İlk aldığım zamanı ve iş yerinde solmuş halini paylaştığım bir yazım var. Linki şu: https://yinebirgunbizboyle.blogspot.com/2018/05/insan-saglgnn-onemsizligi.html

Balkondaki yerini sevmiş olmalı ki çok ilgilenemememe rağmen bir sürü çiçek açmış :)


Bu uzun bitki, annemin mor Begonvil'i. Bu fotoğrafı çektiğimin ertesi günü annem kuru dallarını kopardı. Şimdi daha küçük.

Geçen yaz sulamayı unuttuğum için kuruyan Defne ağacımız... Dün bunun da kuru dallarını ve yapraklarını koparttık, daha taze bir görüntüsü var şimdi. İnşallah canlanır, yeni yeşil yapraklar ve yavrular verir yine.


Pazardan iki üç tane istediğim ama pazarcının bir poşet verdiği kabak çekirdeklerimi kuruttum :)
Unutmazsam Mart'da bir iki tanesini saksıya ekeceğim.


Bu arkadaş da Mor Salkım'dı... Ama şimdi sizlere ömür. Diğerlerinin kuru dallarını ayıklarken buna sıra geldiğinde tamamen kurumuş olduğunu fark ettik... Tek bir çiçeğini göremeden veda ettik. Geçen sene ilkbaharda belediye dağıttığında almıştık:)

Şimdilik bu kadar.

3 Şubat 2019 Pazar

34- Yahya efendi dergahında sabah namazı


Bu sabah teyzemlerle, ailece Beşiktaş’a gittik. Yahya Efendi Dergah’ında sabah namazını kaldık. Gitmediyseniz mutlaka gidin, manzarası mükemmel. Bu fotoğraf oradan çekildi.
Sonra kahvaltı yapıp Arnavutköy sahilinde kısa bir yürüyüş yaptık. O kadar çok yürüyüş yapan, koşan, bisiklet süren vardı ki özendim doğrusu.
Sonra da evlere dağıldık uyuruz diye ama ben günün doğduğunu gördükten sonra uyuyamayanlardan olduğum için tüm çabalarıma rağmen uyuyamayıp aksine daha sersem oldum. Uyuyabilsem tam süper olacaktı, çünkü cami de kahvaltı da yürüyüş de çok iyiydi. Neyse ki öğleden sonra toparladım biraz kendimi.

Zaten genel olarak bir uyku problemim var, önceden hiç sıkıntı çekmezdim uyumak konusunda (yine gündüzleri uyuyamazdım ama gece başımı yastığa koyduğum gibi uyurdum), son bir kaç aydır bölük pörçük uyuyorum, gece uyanıyorum tekrar yatıyorum falan. Anlamadım neden.