Sayfalar

▼

17 Nisan 2026 Cuma

Uzay boşluğunda gezegen şekerlemeler

Bugün cuma. 
Nasıl geçtiğini anlamadığım bir gün oldu. Yoğun muydu? Sanırım. İşler yolunda mıydı? Galiba evet. 
Kahve saatimi çok erken yaptım, afyonum patlamıyordu bir türlü. Etkisi oldu tabi, kahveyle hayata dönüyorum resmen.

Bir sürü eğitim vardı onlara katıldım tamamlamak gerekiyormuş diye. Sıkıcıydı.

Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda yaşanan olayları biliyorum ama takip etmiyorum. Edemiyorum. Benim psikolojim kaldırmıyor artık böyle şeyleri. Birkaç ayda bir felaket yaşanmasından da bıktım açıkçası. Sonrasında hayata kaldığımız yerden devam etmek zorunda kalmaktan da… Takip etmesem de tabi bilmem gereken kadarını en azından biliyorum ve işe gelirken her önünden geçtiğim okula baktığımda içimi hüzün kapladı. Dün akşam kardeşime “şu ülke bi düzelse artık ya” dedim, “hiç sanmıyorum” dedi. 20 yaşında ve doğduğundan beri bu modda. Üzülüyorum…

Rüyamda bizim ofise biri şarap bırakmış. Kırmızı. Ortalığı toplarken buluyoruz ve yanımda çalışan kız da bi sürahiye koyuyor arada içeriz diye. Sürahiye niye koydun diyorum hem başhekim görürse ne dicez neyse şuraya saklayalım diyip kitaplığa saklıyorum. Keşke biraz da içiverseydim ya sadece gördüm koydum yerine ve uyandım.

Görseli chatgpt ile oluşturdum.

4 yorum:

  1. İki gündür düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum. Çocuklar okulları sevmeli, okullarda huzurlu olmalılar. Kendilerini güvende hissetmeleri gerekir. Yazık! O kadar çocuğun hayali, geleceği. Çok yazık!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bence hepimiz delirdik ama farkında değiliz. Bunca şey... Okullar ikinci yuvamızdı güvenli alanımızdı. Geldiğimiz duruma ben de inanamıyorum :(

      Sil
  2. Kaç gündür sinirlerim bozuk haberlerden dolayı, çok ağladım, hiç dayanamıyorum böyle şeylere. Her defasında sosyal medyadan sesimizi duyurmaya çalışmak ve sonrasında normale dönmek çok yorucu, çok üzücü:(
    Sosyal medyaya bakmak istemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olan yine giden canlara ve içi yanan bizlere oluyor, asıl bir şeyler yapması gerekenler üç maymuna devam ediyor. Yıldırıcı cezalar yok, aksine affedilip salınıyorlar. Bi de üstüne içeriden çıkanlar içeride daha rahattım bile diyorlar. Resmen insanlar kötülük yapıp suç işlemeye teşvik ediliyor gibi ya..
      Geri kalanlar olarak duyulmama görülmeme değersizleştirilme ile günden güne pasifleştiriliyoruz ve daha ne kadar böyle gider hiç bilmiyorum...
      Ben de bakamıyorum. Beni düşünen, koruyan yok madem ben kendimi ve psikolojimi korumak zorundayım artık...

      Sil