Sayfalar

▼

9 Nisan 2026 Perşembe

Oyuncak bebek

Markette alışveriş yaparken bu bebeklere takıldı gözüm. Çocukken barbie bebeğimin olması ne kadar da çok heyecanlandırıyordu beni. Pembe simli mini elbiseli sarışın bir barbie’m vardı, kıyafetlerini değiştirip gezdiriyordum. Heyecanlı ve mutlu bir şekilde oynuyordum. O duyguyu hatırladım. İçimin kıpırtısını, yüzümün ışıltısını, dünyadan kopup bebeklerimle oluşturduğum yeni dünyayı… vay canına ne kadar büyülü… komşunun kızıyla arkadaş olmuştuk, onun evine gidip barbielerimizi tanıştırmıştık ve onları arkadaş edip oynatmıştık. Onunki esmerdi. Bi de galiba onda erkek olan da vardı, Ken.
Ben kendimi hep prenses olarak hayal ederdim ilkokulda, hatta ortaokulda da. Bazen uyumadan önce okula kabarık etekli prenses elbisesiyle gittiğimi düşünürdüm. Hatta sınıfın en güzel bir kaç kızını da prenses elbisesiyle düşünüp diğer herkesin bize hayran kaldığını falan hayal ederdim. Hoşlandığım çocuğun karşımda eriyip gittiğini falan :)))
Her zaman etrafımda birileri olurdu ilkokulda bile, ama ben hep bana bakmayacak serserilere kafayı takardım. Bi de birini beğensem bile o da beni beğendiyse bir anda soğumak gibi bir huyum vardı 20lerime kadar. Brad Pitt bile karşıma geçip aşkını ilan etse bir anda gözümden düşerdi. Bunun nedeninin değersizlik duygusu olduğunu öğrendim sonradan. Kendimi değersiz gördüğüm için beni seven de otomatikman değersizleşiyordu gözümde…
İlkokulda bi çocuğun bana “al kadınlar bunu çok sever” diyip kırmız gül vermesi, ortaokulda evimin önünde nöbet tutacak kadar takıntılı birine denk gelmem vs… lisede kim bilir neler yaşardım ama babam beni dindar bir özel kız lisesine yazdırınca rahibe hayatına geçivermiştim. Depresyonla tanıştığım ve hayatımın en kötü dönemiydi lise… bitti ama ben de bittim. Ünide de kendimi toparlayana kadar üni bitti sonra işsizlik sonra iş hayatı falan filan. Ay nerden girdik bu konulara bi barbieden nerelere geldik. 

Dün güya alerji ilacı içip yatacaktım meğer benim ilacım bitmiş. İçemedim. Bugün işyeri hekimine gidip yazdırdım, ay onu da süs olarak koymuşlar oraya ben de bilgisayarına girip kendime yazsam aynı şeydi yani. Bilaxten mi zyrtec mi kararsızdım, normalde daha az sersemletiyor diye bilaxten alıyorum ama daha hızlı etki etsin diye zyrtec almayı düşündüm. Doktora da fikrini sordum, hepsi benzer birbirine ama sana hangisi uyuyorsa onu alırsın diyip tekrar hangi ilaç diye sormaya bile gerek duymadan zyrteci yazdı verdi ben ilk konuşmaya zyrtec yazdıracağım diye başladığım için. Eczacı uyku yapar diye uyardı akşam iç dedi, sabah da devam etmez di mi dedim edebilir dedi. Ama bazılarını hiç etkilemeyebiliyormuş da. Bakıcazzz bu akşam. Ve yarın.

Bugün ne bulduysam yedim, hâlâ yiyesim var. Marketteki fırın köşesinden muffin almıştım onu yicem şimdi kahveyle. Bu saatte yemesem daha iyi aslında ama yiyesim var yemezsem aklım kalır yicem.

Dün dalgıç ve kelebek filmi sıkıcı geldi bıraktım. Konusunu da biliyordum zaten. Bugün “I feel pretty” filmini izledim. Türkçeye “acayip güzelim” diye çevrilmiş. Güzellik değil de özgüvenin daha etkili olduğunu gösteren bir romantik komedi. Güzeldi.

Çekici gösteren şey görüntüden ziyade yaydığımız enerji yani aura aslında. Kendiyle barışık insan hep bir adım önde oluyor.

D vitaminimin son kapsülünü içtim bugün. Güneşe emanet ediyorum kendimi.

Haydi o zaman görüşürüz yarın 🌺 

Bu arada benim ilk oyuncağım kocaman bir pandaydı 🐼, özledim oyuncağımı 🥹

16 yorum:

  1. Bebek benim içimde uktedir. Benim ilkokul yıllarımda sadece folklorik giysili plastik bebekler vardı. Ben 3 e giderken İsviçre'den kuzenim ilkokula başlamak için bize geldi, ağlayan bebek, peluş ayıcık ve teneke kutu içinde 36 adet rengarek boyama kalemi ile. Ve bizim Türkiye'de ya 6 lı boya kalemi yada 12 renkli kuru boya kalemi vardı. İçim giderdi bunlara bir tanesine dokundurtmazdı, çok kıskançtı. Rahmetli babam da pazarda boya kalemi satardı, kafasının etini yerdim İstanbul'a Tahtakale'ye gittiğinde bana da alsın diye, O, yok kızım bunlar Türkiye'de olsa ben sana almam mı derdi. Şöyle söyleyim, lahana bebekte dahil bebek koleksiyonu yaptım çalışma hayatına başladığımda, ağbimin şoför arkadaşları otobüslerle hacılık içib Arabistana insan götürürler, dönüşte de bana bebek taşırlardı:)) panayırlardan ayıcıklar taşırdım eve, o yaşa da gelsem içimde ukte kalmış bu bebek ve boya olayı hiç kapanmadı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çocukken eksik kalan şeyler sonradan pek kapanamıyor, ama yine de büyüyünce içindeki çocuğu unutmayıp onu mutlu etmen çok kıymetli. Merak ettim bebek koleksiyonunu :)

      Sil
    2. Bebek koleksiyonum şu an ağbimin torunun evinde:)) ben oynayamadım onlar oynasınlar.

      Sil
  2. Pandaları ben de severim ehe. Barbie’nin prenses hayalleriyle başlayan enerji Ken'in gölgesinde dans etti mi? Sanırım öyle. Tam bir patchwork yapıyorsun postlarında Özlem, efsanesin!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlla ki dans etmiştir kim bilir neler yapmışlardır da o kadar hatırlayamadım :) Flashbackler geliyor engel olamıyorum :D Teşekkürler !

      Sil
  3. Küçükken barbie bebegim hiç olmadı o nedenle içimde uktedir bu mevzu:)
    Aura güzellikten daha ònde gelir bence de👍

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böyle şeyler kalbime çok dokunuyor, bakınca asında bir bebek sadece diyosun ama yıllarca unutamadığın bir ukde olarak kalabiliyor işte... Bu senin için bebekken, başkası için bir top ya da herhangi başka bir şey... Keşke herkes çocukluğunu eksiksiz ve doyasıya yaşasa.
      Enerji her şeydir :) 💕

      Sil
  4. Barbie bebekleri çook severim, benim vardı küçükken, çok güzellerdi. Sonra hepsi gitti ama kardeşim en son bana hediye aldı yılbaşında, karşımda kitaplığımın en üstünde durup bana bakıyor😍
    Benim etrafımda hiç öyle birileri olmadı. Takıntılı kişilerden korkarım, öyleleri herkesten uzak olsun😐
    Değersizlik duygusu çok kötü ve o depresyon sanırım hepimize uğruyor. Geçti o günler, ne güzel atlatmışsın, ne kadar güçlü olduğunun kanıtı bu. Bundan sonra her günün neşeyle, güzellikle geçsin😊🙏
    I Feel Pretty filmi güzeldir, eğlenceli film, ben de sevmiştim.
    Muffin istedi ama benim canım şimdi😄
    Enerji, aura, pozitif olmak kesinlikle çok önemli, negatif insanları sevmiyorum🙃
    Tatlı bir gün olsun senin için😊🌺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de korkarım okul bitti de kurtuldum neyse ki. Değersizlik hissi gerçekten kötü, onu aşmak baya çaba istiyor. Şimdilerde iyiyim artık , arada depresiflik oluyor tabi yine. İnsanın doğası böyle işte her duyguyu yasayacağız elbet.
      Polyannacılığa gerek yok ama iyi şeyleri daha fazla görmeye çalışırsak daha yaşanabilir oluyor hayat... senin de günün çok tatlı gecsin ❣

      Sil
  5. Ortaokulda annemin isteğiyle imamhatipe -iyi ki- lisede kız mesleğe -ne yazık ki-
    babamın zoruyla gittim. Üniversite sınavlarına kaçak çalıştım ve kazanınca babam göndermek istemedi. Anlatsam roman olur. Ama yoluma devam ettim. Hepimizin hayatlarında
    bir şeyler var. o yıllarda babama aşırı kızgındım ama sonra barıştım tüm küskünlüklerimi arkada bıraktım. Ben farklı davrandıkça yolum açıldı.
    Senin de hala o kızgınlığın mı desem küskünlük mü desem duygunun sürdüğünü görüyorum. Artık ne neydi bırakıp ileriye bakman lazım. Kendini de bağışlamış olacaksın belkide.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet kırgınlıklarım küskünlüklerim o kadar fazla ki deşmeye kalksak sonu gelmez :) Öfke de beraberinde gelir tabi...
      Annenin sevgisizliği, babanın var ama yok oluşu, içe kapanık ve kırılgan özlemin bir türlü kendini fark ettiremeyişi anlaşılmaması umursanmaması vs vs... yoluma devam edemedim ben çünkü babam çok zeki adamdır. çok iyi manipüle eder, inandırır. Her şeyin en iyisini o bilirdi... ben de hep ona inandım ve hayal kırıklarımın da haddi hesabı yoktur. ama onlara da kızmıyorum onlar da bildikleri kadarını yapabildiler.

      İleriye bakayım diyorum da ileride de pek bi ışık görmüyorum artık ya. Bu kadar negatif olmak istemesem de gerçek bu. Zamanında yapmak istediğim hiçbir şeyi yapamadım aşırı başarısız hissediyorum ömrümün sonuna kadar da böyle devam edip ölürmüşüm gibi geliyor en gerçek senaryo olarak.. kusura bakma bu kadar negatif yazdığım için bir dokun bin ah işit oldu biraz :) neyse boşşverelerim hayat devam ediyor

      Sil
    2. yoo önemli değil nasıl istersen öyle yaz. Keşke yakın olsaydık hep anlatır, dertleşir, paylaşırdık. Dinlemeyi ve bir yol bulmak için uğraşmayı severim. Burada yazıyorsun
      biraz ucundan paslaşıyoruz işte birbirimizi tanımasak da ( tüm blog yazanlar için diyorum )

      Sil
    3. Çok teşekkür ederim, burası aynı zamanda dertleşme alanımız ve paslaşıyoruz dediğin gibi. O çukura girersem kolay çıkamıyorum o yüzden çok anlatmamaya çalışıyorum ama bazen iç dökme ihtiyacı da oluyor tabi. İyi ki varsın iyi ki varız ❤

      Sil
  6. Ben de çocukken çok titizmişim, barbilerimi yıkamak isterken hepsini kel bıraktığımı hatırlıyorum. Eskiden saçlar daha plastik bir formda yapılıyordu çünkü. Kızımın barbilerinin saçları normal saç gibi. Hey gidi hey diyesim geldi hahahah :))
    Yorumlarda yazdıklarını da okudum canım Özlem. Potansiyelini çeşitli sebeplerden gerçekleştirememenin hüznünü ve çökkünlüğünü duyumsadım cümlelerinde. Bazen depresif dönemlerimizde olayları daha negatif bir yerden ele almaya yatkın oluyoruz sanki. Bu hikayede elinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştın ve belki attığın adımlar, gösterdiğin direnç seni buraya getirdi. Mizahınla, zekanla ve kurduğun ilişkilerde farkındalığı yüksek hallerinle, kendini korumaya çalışan yanınla, meseleleri bir şekilde yapıcı ele almaya çalışan tutumunla, anlatma tarzınla ben kırılganlığını zaafiyet olarak değil de güçlü bir kadına dönüştüren Özlem görüyorum. Bazen var olan koşulları hangi zeminde ele aldığımız ve kendimize nerden baktığımız ne kadar önemli.
    Bir de geçen gün lisedeki arkadaşlarımla konuşurken şeyi fark ettim. Eskiden ne olduğumuz ve olacağımız; bunların bizi nasıl etkileyeceği üzerine çok büyük fikirlerimiz vardı sanki. Oysa şimdi işini severek yapmanın önemli olduğunu, her günün herkes için bir mücadele olduğunu, eve gelince evdeki yarattığımız atmosferin eğer huzurluysa bizi güçlü kıldığını düşündüm. Yani nerede ve ne yapıyor olursak olalım günün sonunda bunlar önemli gibi geldi. Her gün yaptığımız küçük ama bize iyi gelen şeylerle bir günü tamamlayabiliyor ve diğer gün için kuvvet bulabiliyorum. Yaşamın kendisi bir mücadele!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annabellciğimm yorumun sıcacık hissettirdi çok teşekkür ederim. Yaşadıklarımıza bakış şeklimiz çok önemli haklısın, olan biteni nasıl yorumluyorsak geri kalan hayatımızı da o yönde çiziyoruz.
      Çok haklısın, bunu eskiden de düşünürdüm hala aynı fikirdeyim ben de. Ne olduğumuzdan, neler başardığımızdan ziyade kendi alanımızda huzurlu bir atmosfer yaratabilmek önemli olan.
      Evde huzur varsa ailenle mutlu olabiliyorsan diğer şeyler o kadar da etkilemiyor. Güvenli bir sığınağın var en azından çünkü ve bu her alanda güçlü hissettiriyor. Bunu belki aile evlerinde elde edemedik ama kendimize ayırdığımız zamanlarda mutlu eden küçük şeylerle veya yeni yaşam alanlarımızda yapabiliriz. Savaş alanı gibi değil de tatlı mücadelelerle geçsin hayatımız bundan sonra :)))

      Sil