Sayfalar

▼

13 Aralık 2016 Salı

Hayatımın kısa bir özeti


Postcrossing.com aracılığıyla gönderdiğim kartpostallardan, Çek Cumhuriyeti'ne olan kart sahibine ulaşmış. Kodu siteye girmiş, teşekkür edip yeni yılımı kutlamış saolsun :)

Yani bu da demek oluyor ki, artık bana da her an kartpostal gelebilir.

Postcrossing ten bahsettiğim yazımda, ortaokul zamanında dershane ogretmenimin kartpostal yolladığından bahsetmiştim. Liseye giriş sınavları için orta sonda dershaneye gidiyordum.

Bugün çatı katına çıkıp kutularıma, eşyalarıma bakarken o kartpostalı gördüm.



Hazır elim değmişken, ilgimi çeken diğer şeyleri de fotoğraflayayım dedim.

İlk üniversitem İstanbul Üniversitesi'ydi. Sonra terkettim.
Üniversiteden, bölümümden öylesine nefret ettirmişlerdi ki kaydimi iptal ettirmek için bile uzun bir süre bir daha gitmemiştim okula.
2004 yılında girdiğim okulda 2007de bile hala kayıtlı görünüyordum...


O zamanların akbili :)


Sonra başka üniversitede başka bir bölüme başladım. Okulda boynumdan çıkarmadığım üç kolyeden ikisi bunlardı. Üçüncüsü de fildişi şeklinde tahta bir kolyeydi, mumlu iple boyna bağlanıyordu, bu gümüşlerle alakası yok yani. Hâlâ duruyor ama fotoğraflamayı unuttum.


Bir zamanlar ciddi ciddi Avon temsilciliği yapıyordum, bunlar da elimde kalan numuneleri :)


Burnumu deldiricem diye tutturduğum bir dönemde, bizimkiler artık illallah edip "ne halin varsa gör" deyince hemen gidip burnumu deldirmiştim. Evdekiler inanamamıştı, yapıştırdım sanmışardı. Sonra alıştılar.


Ama çok uzun sürmedi hevesim. Kullandıklarım bu fotoğraftakilerdi sadece. Zaten takıp çıkarınca acıyıp kanaması yüzünden pek sık değiştiremiyordum. Hatırlıyorum da, şu ucu top şeklinde olanlar çıkartırken ne acıyordu ya...


Ha bir de sözlendiğim bir dönem vardı. Neler yasamışım be :)

Çok fazla seviliyordum, hatta bir gün buluştuğumuzda "bi dakka bekler misin" diyip hemen bir dükkandan nazar ayeti yazan bu kolyeyi almıştı bana nazar değmesin diye, boynundan hiç çıkarma demişti. Kaldıramadım o kadar sevgiyi sanırım, kendimi o kadar sevilmeye layık göremedim bir türlü... Altında ezildim, dayanamadım, ayrıldım...
Ona ait her şeyi yok etmiştim aslında ama bu kolye hala duruyormuş, ayet yazılı olduğu için ne yapacağımı bilmemişim galiba. Neyse dursun, zararı yok...


Yüzük takmayı sevemeyen birinin neden bu kadar cok yüzüğü olur ki?


Kabını çok sevdiğim için aldığım, kullanıp hoşlanmadığım ama kabından dolayı sakladığım pullu kremli elmalı dudak balmım.


Çok sevimli değil mi? İçini boşaltıp bisey yaparım ben bunla :p


Eskiden daha hamaratmışım ben. Bu kolye, bileklik ve kılıf(ya da kese) tamamen el yapımı, tamamen bana ait :)


Veee bilgisayar dergilerinin verdiği Cdler. Biriktiriyordum bunları ben, kocaman CD çantalarım vardı albüm gibi her sayfaya ikişer dörder yerleştiriyordum. Çıkarıp teker teker bakıyordum yeniden sıralıyordum falan. Şimdi hiç biri yok, neredeler bilmiyorum. Bi bu var işte. Hey gidi günler.
Bir tane de disketim vardı benim, siyah.
CDlerin yaygınlaştığını gordukce hatıra kalsın diye saklamıştım, o nerede acaba...


İşte böyle, hayatımın özeti gibi oldu. Anılarımı seviyorum, acısıyla tatlısıyla...

4 yorum:

  1. Pcnetle kapanış güzel olmuş, eski akbili görünce çok moralim bozuldu keşke bende vermeyip saklasaymışım zamanında. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir de öğrenci olmayanların kullandığı akbiller vardı ne komiktiler :)

      Sil
  2. Vay be, o eski akbiller... :)

    YanıtlaSil