Bırak bazı şeyler de içinde kalsın


Biz ne ara bu kadar meraklı olduk hayatımızı çarşaf gibi sermeye? 
Facebook yeni çıktığı zamanlarda, profil fotoğrafı ekleyenlere şaşkınlıkla bakardık, sırf adımız soyadımız yazacak diye hesap oluşturmazdık. 
Hatırlıyorum da, üniversitede sistem analizi dersinde hoca "Facebook adında bir site açıldı, haberiniz var mı" deyip açılış sürecini, amacını, olası etkilerini anlatmıştı. Biz de bilgisayar öğrencileri olarak kesinlikle ilk kayıt olanlardan olmalıyız diye heyecan yapmıştık ama diğer yandan da kendimizi afişe etmek istemiyorduk. Ben sosyal medyada var olma arzumu bastırmak istemeyip bir profil oluşturmuştum ve bir arkadaşım da benim profilimi görünce peşimden kaydolup, "senin profilini görünce güvenilir geldi ben de açtım yoksa hiç bulaşmazdım" demişti. Şimdi Facebook artık akraba işi olacak kadar içimizden biri hâline geldi. Dayılar, teyzeler doluşunca Facebook'u beğenmez olduk. 

Sıra YouTube'da. Geleceğin mesleği bence YouTuberlık. Çok yakında kurslar açılacağına eminim bu iş için. Hatta üniversitede bölüm bile açılabilir diycem ama zaten sosyal medya bölümü var sanırım. Belki sosyal medya fakültesi açılır içinde de YouTube ile ilgili bir bölüm olur. Hiç ütopik gelmiyor şahsen.

Geçen bir video çıktı YouTube anasayfamda, bir kız göbeğini açmış yağlarını gösteriyor göbeğini mıncıklarak. Videonun başlığı da özgüvenle alakalı bişey. Yani ne kadar özgüven sahibi olduğunu, göbeğiyle, yağlarıyla mutlu olduğunu göstermek istemiş. Tamam iyi güzel de bunu yüz bin aboneye göstermeye ne gerek var çevrendeki samimi olduğun kişilerle paylaşsan daha güzel olmaz mı? Ama amaç belli, izleyiciyi şaşırtarak fark yaratmak, videonun daha hızlı paylaşılmasını sağlamak böylece bir ayda izlenme sayısını 3e - 5e katlamak. Kazancı da tabi.

Zaten, YouTube'da biraz tanınan herkes bir süre sonra özgüven ile ilgili video yapıp psikolog edasıyla anlatmaya başlıyor. Bir anda özgüven tavan oluyor çünkü. Bu ne kadar güvenli, ne kadar tehlikeli, düşünmek lazım. Abonelere, beğenilere, sevgi dolu yorumlara mest olup sınırı aşmamak gerek.

YouTube ara ara beni de fena çekiyor kendine, bir anda vlog çekmeye başlayabilir gibiyim ama hayatımı çok fazla ortaya sermek bana iyi gelmez.
17 yıldır hazine gibi sakladığım cilt cilt günlüklerim o kadar kıymetli ki benim için mesela, vlog ile de blog ile de aynı tadı alamam. İnsanlara çok da hayatımıza yorum yapma imkanı vermemek lazım bence. Bazı şeyler özel kalmalı.

Özlem Kutlu

Merhaba, 1986 İstanbul doğumluyum. İstanbul'da yaşıyorum. Eski yazılımcı, şimdi kamu personeliyim. Bloggerlığın daha popüler olduğu ilk yıllarda bir çok blog açtım ama kısa süre sonra kapattım. Yıllar sonra geri döndüm. 5 Eylül 2016'dan beri bu blogta yazıyorum.

iletişim: ozlemkutlu2@gmail.com

8 yorum:

  1. O gunlukkerin videosunu cekip,yotube'da yayinlasan fenomen olmana yeterde artar. :)

    YanıtlaSil
  2. Youtube da video izlemeyi hiç sevmiyorum, artık çok yapmacık geliyorlar bana...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben son zamanlarda fena sardım ama bıkma noktasına yaklaştığımı da hissediyorum :)

      Sil
  3. Bence de işin cılkı çıktı artık. İnsanlar hep mutlu, hep yiyip içiyorlar, hep aşıklar....garip bir yer oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet sanki herkes mutlu herkes zengin herkes deli gibi eğleniyor yiyor içiyor gibi bir izlenim oluşuyor ve diğer kesim silikleşiyor mu acaba? Tek tip insan modeli de sıkıcı olmaya başladı :)

      Sil
  4. sevgili günlük, bugün facebook profili yaptım kendime.
    sevgili günlük, ayy teyzemin 500 takipçisi var feyste. komik videolar yapıyoo.
    sevgili günlük, teyzem yutubur oldu, yemek ve örgü anlatıyor.
    :)

    YanıtlaSil