İlişkiler ve sevgi üzerine konuşmalar

- Kasım 24, 2016

Nihayet, yaklaşık bir buçuk hafta önce yaptığımız röportajı yayınlıyorum :) Tam anlamıyla röportaj diyebilir miyim bilemedim, Güven abi sağ olsun her şeye dürüstçe ve açıklayıcı cevaplar verdi ama ben ve Çiğdem abla devamlı konudan konuya atlamışız, bazen sözünü kesmişiz. Ses kayıtlarını dinleyince fark ettim. Kusura bakma Güven abi, sabrın için teşekkürler :)) Ve ayrıca çok çok çoook teşekkür ederim bana ayırdığınız vakit, paylaştığın bilgiler, düşünceler için. Ve tabi ki blogumda yayınlamama izin verdiğin için.

Farklı bakış açılarına şahit olmayı seviyorum. Umarım siz de keyif alırsınız:



Sevgi nedir sence?
Sevgi güvenle başlar ve o güven temeliyle tesis edilen sevginin içerisinde vefa, samimiyet, merhamet, fedakârlık, karşılık beklememek vardır.
Sevgi merhametlidir, şefkatlidir, sabırlıdır, her şeye katlanır, kötülüğün hesabını tutmaz.
Sevgi kendini unutmak, karşındaki kişiye önem vermektir. Katlanabilmektir.
Sevgisiz yapılan her şey anlamsızdır.
Nevrozlu insanlar sevmekte güçlük çeker, çünkü çocukluk arzuları doyurulmamıştır. Karşılık bulmayan çocukluk istekleri zamanla takıntı olarak ortaya çıkar. Çünkü yeni karşılaştığı şeyler ile çocukluğunda kodlanmış şeyler çakışır.
Sevgide asla kötülüğün hesabı tutulmaz. Bazı sevgiler canını acıtabilir, ona rağmen devam edilir. Bir annenin çocuğuna sevgisi gibi, sevgi her koşulda devam eder.

İlişkiler hakkında ne düşünüyorsun?
İlişkiler bizi yeniler, ileriye götürür. Çağın lokomotifi hep ileri gider. Bir İstanbul’u tekrar fethetmeyeceğiz, mağara dönemine gitmeyeceğiz, lokomotif geriye gitmez.
İnsanların fikirleri aynı olmayabilir. Önemli olan, fikirler farklıyken ortak bir karar alıp, ona göre ortak hareket edebilmektir.

Takıntılardan bir anda kurtulabilir mi insan?
Tabular itirazsız, eleştirilmeden kabul edilen, boyun eğilen cismani sembollerdir. Bir anda kesip atılamaz ama en azından sorgulanmalıdır.

Kurallar sence kendimizi korumamız için konulmuş olabilir mi?
Bir kişi güvenlik ağırlıklı düşünürse hep bir şeylerden şüphelenir. Kendisinden şüphelenir, karşısındakinden şüphelenir ve hep bir önlem almaya çalışır.
Korktuğun ve şüphe duyduğun bir şey senin aşağılık duygunu ön plana çıkarır. Yani korkarak ya da şüphe duyarak yaklaştığın bir şey seni mutsuz eder ve o mutsuzluk sende alçalma duygusu oluşturur.

Topluma uygun yaşamak mı, arzularımıza göre yaşamak mı?
İnsanoğlu her çareyi bulur. Aşamadığı şeyler korkularıdır, kaygılarıdır. Bunlar kişinin prangalarıdır.
İnsanın arzuları, insanı ilerletmek içindir. Bütün içgüdüler seni iyi yapmak içindir. İçgüdülerini uygun zamanda ve uygun yerde doyurmadığın sürece hasta olursun.
Hiçbir içgüdüye engel koyamazsınız. O engeli bir şekilde o içgüdü yıkar. Bunu, gerek kendisini gerçekleştirerek gerekse seni hasta ederek yapar.

Peki ya toplumun ve dinin kuralları?
Toplumun değerlerine göre hareket ederken kendi gelişimimizi önlüyoruz. Toplumun doğrularına inanmak yerine kendi içimize bakmamız lazım. Önce kendini tanıyacaksın, sorgulayacaksın.
İnsanlar tanrıları memnun etmek için kendi çocuklarını kesip veriyorlardı. Daha sonra daha adil, daha insancıl, daha kucaklayıcı insan inançları ortaya çıktı. Her zaman kurallar oldu, hala var ve bu kurallar bizi her zaman rahatsız etti.
Bütün dinler önce hayvan tanrıdan başlar, sonra hayvan tanrıdan ana tanrıya, ana tanrıdan baba tanrıya, baba tanrıdan oğul tanrıya ve oğul tanrıdan tekrar dünyevi bir ilahi güce gelir. Şu anki tanrı bir baba tanrı bana göre. Benim görüşüm, belki ilerde çok teknolojik tanrılar bulacağız. Ve bu şekli belki yok edecek.

Tek doğru, senin ne istediğin midir?
Dünyada mutlak gerçek diye bir şey yok, sadece mutlak gerçek olarak tanrıyı kabul edersin ve sorgulamazsın. Ama kendi içine baktığında iki çelişik yasayı görürsün.
Pavlus’un elçilerinde şöyle der, kendi bedenimde iki yasa görüyorum biri kutsal yasa diğeriyse benliğe dayalı yasa. Yani birisi süper egosu, “bak günah var” diyen yasa; diğeri de içgüdülerinin ona “bunu yap, hırslı ol, vur, kır, öldür, hüküm kur” diyen yasa. Burada tam olarak tüm insanları tarif ediyor. Biz, bir yandan kutsal olmak istiyoruz ama diğer yandan iç varlığımız bize “para kazan, yanındakini ekarte et” diyor.

İçimizde sürekli kendimizle çelişiyoruz yani.
Çelişki her yerde vardır. Elma, kurdunu içinde taşır. İnsan yüreğinde hem sevgiyi hem de nefreti taşır.
Buna bağlı olarak, çatışma da her zaman her yerde vardır. Benim içimde de çatışmalar var. Çatışma olmasa ilerleme olmazdı, çünkü bu sayede sorguluyoruz.
Mutluluğu sorgulamadan elde edemezsin.

Blogum hakkında ne düşünüyorsun? :)
Ben senin yazılarını okuyorum, beğeniyorum. Çok hayat dolu, cıvıl cıvıl bir kızsın. Hiç öyle bazı şeyleri dert edecek, hüzünlenecek bir kız ifadesi görmüyorum sende.

Çooook teşekkür ederim…


Benzer Yayınlar

10 yorum

  1. Dünyada mutlak gerçek yok! Ne doğru bir cümle... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her şey bir yanılsama aslında...

      Sil
  2. İçinden çıkılması zor olmasa da çeşitli etkenlerce çeşitlenen konular. Bir insanın neyi istediği değil belki ama isteyip isteyemeyeceği ve nasıl isteyeceğini belirleyen kendi içinden ve dışından öyle farklı etkenler var ki. Kendimden biliyorum :)))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Doğru diyorsun :) içimizdeki etkenler dışımızdaki etkenler derken ortata bambaşka bir şey çıkıyor :))

      Sil
  3. Katılıyorum efendim, çatışma olmasa, ilerleme de olmazdı... :)

    YanıtlaSil
  4. son paragraf çok doğruuuuuu :)

    YanıtlaSil
  5. Merhaba.Fikir paydaşlığı olan tüm arkadaşlara teşekkür ederim.Yeryüzünde ilişki arayan tek canlı türü insandır.Bu ilişkinin en karlı alışverişi sevgidir,her insan için en faydalı olan bu duyguyu bulun,geliştirin ve en önemlisi öğrenin.İlişkiler aklımız ve duygularımızla iyi sonuçlara ulaşabilir.Bir emek ve düşünsel olmayan ilişkiler kişilere mutluluk sağlayabilir mi? Özlem sana çabandan dolayı çok teşekkür ediyorum.Güzel bir metin hazırlamışsın gerçi çok şey konuşmuştum bunları derlenen hayli vaktini aldı.tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet konudan konuya atladığımız için toparlayamadim hepsini :) teşekkürler

      Sil